Ada Bacchus Otel Bozcaada Tesis Görünümü

Ada Bacchus Tesis Mimarisi

Örme Taş Duvarların Hikayesi

Ada Bacchus’ün, misafirlerinin dikkatini çeken ve beğenisini toplayan özelliklerinden belki de en önemlisi tesisin girişinden bağlarına kadar bir çok noktasında görebileceğiniz örme taş duvarlarıdır.

 

Duvarların yapımında kullanılan taşların ise özel bir hikayesi var. Ada Bacchus’ün otantik örme duvarlarına hayat veren bu taşlar Çanakkale’nin Erenköy (Renkioi) beldesinde bulunan ve bir çoğu rumların mübadele ile göçünden sonra terk edilen, yıkılan, harabeye dönen ya da betonarmenin yaygınlaşmasıyla birlikte atıl kalan örme duvarlı eski Rum evlerinin satın alınmasıyla elde edilmiş ve o gün oldukları şekliyle işlem uygulanmadan yeniden kullanılmıştır.

 

Erenköy’de bulunan 8 adet ev, Yenimahallede bulunan yine aynı şekilde yıkılmış evlerin taşlarından kullanılarak yapılmış bir çit duvar ve bir yıkılmış kuru sıkma zeytinyağı fabrikasıyla birlikte toplamda her biri 20 tonun üzerinde 54 kamyon taş alınarak Bozcaada’ya getirilmiştir.

 

Ada Bacchus mimarisinde kullanılması önceden planlanmış olan Rum evlerine özgü bu taşların tümünün tedariği ise toplamda 2.5 yıl sürmüştür. Taşların tedariğinde yaşanan gecikme tesisin inşasının bitiş tarihini 6 ay uzatmıştır.

 

Bir döneme tanıklık etmiş olan taşlar Ada Bacchus ile birlikte tanıklığına ve eski hikayelerini anlatmaya devam ediyor.

   

Renkioi, REN Köy, Erenköy

Erenköy’ün (İntepe) bulunduğu coğrafya insanlık tarihi boyunca birçok kavime ev sahipliği yapmıştır. Tarihi M.Ö 2700 yıllarına kadar uzanır. Bilinen ilk adı Orfion’dur. Antik Truva kentine bağlı yerleşim merkezidir. Bereketli toprakların üzerinde kurulmasından dolayı önemli bir yer tutar.

 

Truva savaşında ölen Hektor buraya, Orfion’a gömülür. Truva’nın yenilgisiyle birlikte Orfion’un da tarihi kararmaya başlar. Önce Truva efsanesiyle anılır olur. Truva’nın kaderine bağlı olarak küçük Orfion’da yavaş yavaş tarihin derinliklerinde kaybolmaya başlar. Osmanlı’nın Avrupa’ya ilk geçiş yeri olan Lapseki-Gelibolu hattıyla birlikte bu bölge de Türklerin yerleşimine açılır. İlk öncüler bütün bölgeye yerleşirler. Erenköy’ün bulunduğu bölge REN köyü bir Rum köyüdür ve bu dönemde çevresine birçok Türk yerleşimi kurulur. Uzun yıllar Rumlar ve Türkler iç içe yaşarlar. Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ve genç Türkiye Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte Lozan antlaşmasının gerekleri yerine getirilmeye başlanır. 1924 yılındaki ilk mübadele ile birlikte REN köyünde yaşayanlar suyun karşı tarafına geçerler. Selanik, Girit gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dışında kalanlar ise Gülcemal gemisiyle gelirler ve Ren köyüne yerleştirilirler.

 

Mübadele sonrası köyün adı EREN KÖY olarak değiştirilir. Köyün adı, 1947 yılında dönemin bakanlarından Hasan Ali Yücel’in girişimleriyle yeniden değiştirilir. İstanbul’da bulunan Erenköy ile Çanakkale Erenköy’deki askeri birliklere gönderilen mektupların karıştırılması gerekçe gösterilir. Bu sefer kayıtlara İntepe olarak geçer. Bu sırada göçler devam eder.

 

1950’de Yugoslavya’dan, 1960’larda ve 1970’lerde de Bulgaristan’dan göç edenlerle birlikte Erenköy ya da 1947 yılından sonraki İntepe, bugünkü konumuna ulaşır. Çanakkale merkeze bağlı İntepe Beldesi’nin isminin referandumla 63 yıl sonra yeniden “Erenköy” olarak belirlenme kararının İçişleri Bakanlığı tarafından 2010 yılında onaylanması ile İntepe ismi yeniden Erenköy olarak değiştirilmiştir.

   

Renkioi, REN Köy, Erenköy

Ofrinio antik kentinden 1 kilometre (0.62 mil) ve denizden 1.5 kilometre (0.93 mil) uzakta bulunan Renkioi, Türkçe’ye “harabe köyü” olarak tercüme edilebilir. Buradaki “harabe” adını Truva harabeleriyle eşleştirmek yanlış olmayacaktır.

 

Deniz seviyesinden oldukça yüksek bir konumda bulunan köyün tepesinden Truva Antik Kenti; Çanakkale Boğazı; Çanakkale, Gelibolu ve Lampsakos şehirleri; kuzey Ege Denizi adaları; ve Athos Dağı görülebilmektedir.

 

Amfitiyatro şeklinde inşa edilmiş, meşe ve çam ağaçlarının bulunduğu bir alanda yer almaktadır. Yunan Hristiyan nüfusu tarafından kullanılan tek dil, Mitilini’de kullanılana benzeyen yerel bir lehçe olan Yunancaydı. Köy, kırmızı kiremit çatılı iki katlı evlerin sıralandığı, beyaz taşlarla kaplı, “kalnterimi” olarak bilinen küçük dar sokaklarla inşa edilmiştir. Köyün merkezi, ana meydanı ve pazarı içeren Saint Georgios maxalas (Türkçe’de: mahalle) şeklinde tanımlanmıştır. Denize doğru ise Osmanlı İmparatorluğu valisinin konaki maxalas (Türkçe’de: hükümet konağı) Akamatra maxalas bulunuyordu.

 

Köyün iki kilisesi vardı; saygıdeğer bir ikona ev sahipliği yapan haç biçiminde Saint Georgios ve sadece 15 Ağustos’ta kullanılan Meryem Ana kilisesi. Saint Georgios, her yıl 23 Nisan’da bir köy bayramını kutlamak için kendi parasını basmıştır.   Aşil ve Patroklos’un ilk gömüldüğü yerdir. Daha sonra Karadeniz’deki Leuke adasına nakledilmişlerdir.

 

Renkioi ayrıca, Karantina gemilerinin Konstantinopolis’e gitmeden önce bulaşıcı hastalıkların kontrol edilmesi için uğramaları gereken limanı olarak görev yapmıştır.

 

Kaynaklar: T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Wikipedia, Çanakkale Valiliği

 

Ada Bacchus İletişim

Bir Yorum Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Lang »